Sosyoloji Bölümü Tiyatro Topluluğu ilk oyununu sergiledi

cephede_piknik

Reji: Kolektif
Dekor ve Kostüm: Kolektif
Sahne Uygulama: Begüm Mengü
Işık: Özlem Alioğlu Türker
Müzik: Hasan Kürşat Akcan

Oyuncular

Zapo: Uğur Özbağ
Zepo: Temmuz Tunç Metinoğlu
Mösyö Tepan: Sertaç Taş
Madam Tepan: Gizem Karabulut
1. Sıhhiye Eri: Burcu Mant
2. Sıhhiye Eri: Meryem Kara
Trampetçi: Faysal Demirel
Dansçı Kız: Deniz Uzuner

Ön Oyun

Zülal Dumanlıdağ, Günsel Deniz, Ali Açıkgöz, Deniz Uzuner, Sultan Güneş, Serdar Aydemir

Koreografi

Burcu Karaman, Emre Karadayı, Gülşah Tatar, Tuğçe Hazinedar, Eda Karataş, Onur Ozan Akın, Zülal Dumanlıdağ, Günsel Deniz, Ali Açıkgöz, Sultan Güneş, Serdar Aydemir, Sertaç Taş, Gizem Karabulut, Burcu Mant, Meryem Kara

Neden ‘Cephede Piknik?’

Bugün, dünyadaki bölgesel savaşlar, bölgesel olmaktan da öte bir dünya savaşı karakteri kazanma eşiğine gelmiştir. Bir tiyatro topluluğu olarak bizim yapabileceğimiz, dünyadaki bu savaş tehlikesine karşı farklı araçlarla mücadele etmekten başka bir şey olamazdı. Zira toplum,

doğa ve hayat bir bütündür, hiçbir yönü ihmal edilemez. Dolayısıyla bu bütünün bir parçası olarak sanat da düşüncelerimizi ifade edebilmenin bir aracıdır.

İspanyol yazar Fernando Arrabal, Cephede Piknik oyununda savaşın anlamsızlığı ve saçmalığını, daha da önemlisi, savaşların sorumlusunun sıradan hayatlarını yaşayan insanlar olmadığını anlatır bize. Cephede sıkıntıdan patlayan bir askerin yanına anne ve babası pikniğe gelir ve tesadüfen bir “düşman” askerini esir alırlar. Ne var ki iki asker konuştukça birbirlerinin benzer şeylerle meşgul olan, aslında gündelik hayatlarını yaşamaya çalışan sıradan insanlar olduklarını kavrarlar. Neden savaşta olduklarını anlamadıkları gibi, savaş hakkında en ufak bir bilgiye de sahip değildirler. Konuştukça birbirlerine düşman olmak ve savaşmak için hiçbir gerekçeleri olmadığını anlarlar. Bu anlamsız savaşa son vermeye karar verirler. Ancak nesnel gerçekliğin kendisi, yaşamın onların ne karar verdiğine aldırmadan devam ettiğini çok geçmeden gösterecektir.

Savaş; ölüm, acı, gözyaşı ve yıkım demektir.
İnsanı ve yaşamımızı istiyoruz. İnsanı ve yaşamı seviyoruz. Oyunumuzla ‘inadına barış’ diyoruz.